TÜRKİYE – İSRAİL SAVUNMA SANAYİ İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASI (1996)

Necmettin Erbakan hükümetinin kurulmasıyla beraber, 1996 yılı Temmuz ayında hükümetin onay vereceği düşünülerek iki ülke arasında “Savunma Sanayi İş Birliği” başlıklı ikinci bir anlaşma yapılması planlanmıştır.
(İlk anlaşma: Askeri Eğitim ve İş Birliği Anlaşması: https://mavivatan.net/turkiye-israil-diplomatik-ve-stratejik-iliskisi/ üzerinden okuyabilirsiniz.)

Erbakan Hükümeti, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir’in İsrail ile imzaladığı “Askerî Eğitim ve İş Birliği Anlaşması”nda olduğu gibi gerçekleşecek ikinci anlaşma içinde gizlilik istemiştir. Necmettin Erbakan bizzat bu şart ile imza atacağını Genelkurmay Başkanlığı’na iletmiştir.

Nevar ki imza tarihinden bir gün önce Hürriyet gazetesi “İsrail’le Gizli İmza” haberiyle anlaşmayı manşetten kamuoyu bilgisine taşımıştır. Anlaşmanın duyulması üzerine Dışişleri ve Milli Savunma Bakanlıkları içeriğine dair kamuoyunu bir gün öncesinde aydınlatmak durumunda kalmıştır.

(Anlaşmanın imzalandığı haftadan bir gazete manşeti.)

28 Ağustos 1996 yılında “Savunma Sanayii İş Birliği Anlaşması” kamuoyunun bazı kesimlerinde tepki ile karşılanmasına rağmen imzalanmıştır. Anlaşma ile beraber taraf ülkelerin savunma sanayilerinin ortak aksiyon alması, savunma sanayilerinde karşılıklı olarak teknoloji transferi, uzman eğitimi ve ortak silah üretimi gibi konularda iş birliği gerçekleştirmesi karara bağlanmıştır.

Anlaşmanın İçeriği:

1- Türk Hava Kuvvetleri’nin F-4 ve F-5 savaş uçaklarının modernizasyonu. (900 Milyon $)

2- Türk Kara Kuvvetleri’nin M60A1 tanklarının 170 adedinin  M-60T Sabra seviyesine yükseltilmesi. (687 Milyon $)

3- Popeye-I ve Popeye-II seyir füzelerin belli sayıda satışı ve devamının ortak üretimi. Uçlarında video kamerası bulunmaktadır. TV kamerasına sahip füzeler kara ve deniz hedeflerine karşı kullanılabiliyor. Popeye-I füzeleri F-4E 2020 savaş uçaklarına entegre edildi.

Popeye seyir füzesi taşıyan Türk Hava Kuvvetlerine ait F-4E 2020 Terminatör savaş uçağı

Türkiye, 1997 yılında 40 adet, 1998 yılında ise 60 adet satın alınmıştır. Kısa süre sonra Popeye-II füzesi için Türkiye’de ortak bir fabrika kurmak amaçlansa da bu gerçekleşmemiştir.

Popeye füzelerinin üretim ve lisans hakkı İsrail – ABD ortaklığında bulunmaktadır. İsrail onay vermiş olmasına karşın, ABD onay vermediği için ortak üretim aşaması asla gerçekleşmemiştir. 150 milyon dolar bedelli anlaşma hayata geçirilemedi.

(Popeye füzesi.)

4- Dalilah Anti Radyasyon Füzeleri

5- Heron UAV: İnsansız Hava Aracı (10 Adet, 183 Milyon $)

6- Arrow Anti – Balistik Füze Sistemi:

İsrail – ABD ortak üretimidir. Türkiye üretiminde yer almak istemiştir. İsrail bu talebe o dönem onay vermiş, ABD vermemiştir.

7- Harpy Anti – Radyasyon Kamikaze İHA”sı:

İsrail tarafından üretilmiştir. Bir takımında 54 adet bulunmaktadır. “At unut” çalışma prensibine sahiptir. 6 saat havada kalabilmektedir. Bu füzelerin hava üstünlüğüne büyük katkı sağladığı bilinmekle beraber düşman radarlarını imhasında azımsanmayacak bir etkiye sahiptir.

    Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde bulunan Harpy Kamikaze İHA

9- Deniz platformları için ESM/ECM sistemleri.

(M60A3 Tank.)

10- M-60 A3 tanklarının modernizasyonu.

11-Taaruz helikopterleri ve modernizasyonu.

12- Galil piyade taaruz tüfeği: Türkiye’de bir dönem Jandarma Özel Harekat (JÖH) birlikleri tarafından kullanılmıştır.

13- Havadan İhbar Kontrol Uçağı (HİK): (Airbone Early Warning) İsrail tarafından, Boeing ve Airbus-310’lardan geliştirilmiş olan HİK Phalcon uçağıdır. Fiilen Şili Hava Kuvvetleri tarafından kullanılmaktadır. HİK programıyla beraber E-2C uçağının Türk Hava Kuvvetleri’ne verilmesi üzerine düşünülmüş fakat tedarik edilmemiştir.

14- Lahat Anti-Tank Füzesi: Lazer güdümlü olup, tank topundan atılmak suretiyle tanksavar mühimmatı olarak kullanılmaktadır.

15- Simulatörler.

İsrailli savunma şirketleri Türkiye’ye en çok desteği hava kuvvetleri alanında vermişlerdir.

Türk Hava Kuvvetleri’nin F-4 filosunun geliştirilmesinde yardımcı olmuşlardır.

Türkiye’nin o dönem İsrail’e sattığı tek savunma sanayi ürünü 5 milyon dolarlık 50 adet zırhlı araç olmuştur. Anlaşmanın bazı kısımları hava, kara ve deniz alanında istihbaratı da içermiştir.

Anlaşma, Türk ve İsrail Hava Kuvvetleri pilotlarının yılda 8 defa değişimini sağlamıştır. Pilot eğitimi için oldukça küçük bir hava sahasına sahip İsrail pilotlarının uçuş egzersizi için Konya Atış Alanı’nda pratik yapmalarına, Türk pilotların ise İsrail’de bulunan Nevatim hava sahasında bilgisayarlı atış alanı pratiği yapmasına izin verilmiştir.

 

İsrail Konya’da düzenlenen uluslararası hava kuvvetleri tatbikatkarına katılıyordu.

(17 Ağustos 2009 Güvenilir Denizkızı Tatbikatı. Türkiye, İsrail ve ABD savaş gemileri birlikte seyir halinde.)

 

1998 yılında ise iki ülkenin donanmalarının katılımı ile Güvenilir Denizkızı tatbikatı düzenlenmiştir. İsrail/Hayfa limanı merkezli olan tatbikata ABD’de eşlik etmiştir. Donanmalar Akdeniz üzerinde manevra kabiliyetlerini tatbik etmişlerdir. Bu üçlü donanma tatbikatları 2009 yılına kadar sürmüş olup, 2009 tatbikatı Türkiye ev sahipliğinde düzenlenmiştir. 2009 sonrasında Türkiye tatbikata katılmayacağını İsrail’e iletmiştir.

İsrail, ABD ve Türkiye katılımıyla yaklaşık 10 sene boyunca tekrarlanan bu tatbikatlara karşı bölgedeki diğer devletler kaygı ve telaşlarını devamlı iletmişlerdir. Bu kaygı ve telaş iletimlerinde Yunanistan fazlası ile panik olarak başı çekmiş olup, Arap Devletleri’de geri durmamıştır. Anlaşma 2011 itibariyle Türkiye’nin çekilmesi sonucu askıya alınıp feshedilmiştir.

Askeri Eğitim ve İş Birliği Anlaşması ve Savunma Sanayi İş Birliği Anlaşması birlikte incelendiğinde, Türkiye ve İsrail arasındaki ilişkilerin zirveyi 1990’larda gördüğü aşikardır. İsrail savunma sanayiisinde dünyada önemli aktörlerden biri.

Türkiye İsrail ile gerçekleştirilen projelerden çok önemli tecrübeler elde etti. Sayılan projelerden M-60T Sabra modernizasyon projesi o yıllarda Türk kamuoyu tarafından çok eleştirildi.

Tek tank modernizasyon maliyeti 4 milyon dolara geldi. O dönem bazı ülkeler Türkiye’ye yaklaşık 5 milyon dolara sıfır tank satmayı teklif ediyordu.

Ancak modernizasyon sonrası Türkiye tank teknolojisi ile ilgili çok önemli kazanımlar elde etti. Altay ve diğer tank modernizasyon projelerinde bu bilgi birikimi kullanıyor. Ayrıca M-60T’ler şu an Türk Kara Kuvvetlerinin en önemli vurucu güçlerinden oldu.

YAZAR
ABDULLAH TAHA YAĞIZ

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.