• Hakkımızda
  • Mavi Vatan Harita
  • İletişim
Çarşamba, Eylül 9, 2026
Mavi Vatan
Roketsan
SYS Grup
  • Anasayfa
  • Mavi Vatan
    • Mavi Vatan Yazıları
    • Mavi Vatan Harita
  • Türk Donanması
  • Yazılar
    • Deniz Araçları
      • Fırkateynler
      • Destroyerler
      • Korvetler
      • Denizaltılar
      • Amfibi Gemiler
      • Çıkarma Gemi ve Araçları
      • Hücumbotlar
      • Karakol Gemileri
      • Kruvazörler
      • Uçak Gemileri
      • LHD Sınıfı Gemiler
      • İnsansız Deniz Araçları
      • Lojistik Destek ve Tanker Gemileri
      • Mayın Gemileri
      • Eğitim Gemileri
      • Yardımcı Gemiler
    • Hava Destek Unsurları
      • Helikopterler
      • Uçaklar
      • İnsansız Hava Araçları
    • Silah Sistemleri
      • Anti-Gemi Füzeleri
      • Füze Sistemleri
      • Top Sistemleri
      • Torpido Sistemleri
    • Hava Savunma Sistemleri
    • Radar Sistemleri
    • Optik Sistemler
    • Elektronik Sistemler
    • Savaş Yönetim Yazılımları
    • Analiz
  • SöyleşilerYeni
Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Listele
  • Giriş
  • Anasayfa
  • Mavi Vatan
    • Mavi Vatan Yazıları
    • Mavi Vatan Harita
  • Türk Donanması
  • Yazılar
    • Deniz Araçları
      • Fırkateynler
      • Destroyerler
      • Korvetler
      • Denizaltılar
      • Amfibi Gemiler
      • Çıkarma Gemi ve Araçları
      • Hücumbotlar
      • Karakol Gemileri
      • Kruvazörler
      • Uçak Gemileri
      • LHD Sınıfı Gemiler
      • İnsansız Deniz Araçları
      • Lojistik Destek ve Tanker Gemileri
      • Mayın Gemileri
      • Eğitim Gemileri
      • Yardımcı Gemiler
    • Hava Destek Unsurları
      • Helikopterler
      • Uçaklar
      • İnsansız Hava Araçları
    • Silah Sistemleri
      • Anti-Gemi Füzeleri
      • Füze Sistemleri
      • Top Sistemleri
      • Torpido Sistemleri
    • Hava Savunma Sistemleri
    • Radar Sistemleri
    • Optik Sistemler
    • Elektronik Sistemler
    • Savaş Yönetim Yazılımları
    • Analiz
  • SöyleşilerYeni
Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Listele
mavivatan.net
Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Listele
  • Anasayfa
  • Türk Donanması
  • Mavi Vatan
  • Mavi Vatan Harita
  • Deniz Araçları
  • Söyleşiler
  • Analiz
  • Silah Sistemleri
  • Hava Destek Unsurları
Anasayfa Mavivatan.net

TCG Kocatepe Faciası: Dost Ateşine Giden Hatalar Zinciri

Murat Akbaş Yazar: Murat Akbaş
08/09/2026
Kategori: Mavivatan.net
20 dakika okuma süresi
A A
TCG Kocatepe Faciası: Dost Ateşine Giden Hatalar Zinciri

Yapay Zeka ile oluşturulmuştur.

FacebookTwitterWhatsappTelegramLinkedin

21 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekâtı devam ederken Türk Deniz Kuvvetlerinin TCG Kocatepe muhribi, Türk Hava Kuvvetlerine ait savaş uçaklarının dost ateşi sonucu vurularak battı. 54 Türk denizcisinin şehit olduğu olay, Türk Deniz Kuvvetleri tarihinin en acı hadiselerinden biri olarak kayıtlara geçti.

Ancak TCG Kocatepe’nin kaybı yalnızca o gün gerçekleşen hava taarruzuyla açıklanabilecek bir hadise değildi. Varlığı kesin olarak doğrulanamayan bir Yunan konvoyuna ilişkin istihbarat, birbiriyle çelişen keşif raporları, sahadaki birliklerin konumlarına ilişkin bilgi akışı ve kuvvetler arasındaki koordinasyon sorunları, saatler içerisinde birbirini besleyen bir hatalar zincirine dönüştü.

Bu yazıda, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın deniz boyutundan başlayarak TCG Kocatepe’yi 21 Temmuz günü Baf açıklarına götüren süreç, dost ateşinin nasıl gerçekleştiği ve sonrasında yaşananlar mevcut kaynaklar ışığında kronolojik olarak ele alınacaktır.

Kıbrıs Barış Harekâtı

15 Temmuz 1974’te Yunan cuntasının desteklediği Nikos Sampson, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios’a karşı gerçekleştirilen darbeyle yönetimi ele geçirdi. 1963’ten itibaren Kıbrıs Türklerine yönelik saldırılar ve adada bozulan güvenlik ortamının ardından Türkiye, Kıbrıs Türklerinin maruz kaldığı saldırılara son vermek ve adaya barış getirmek amacıyla 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekâtı’nı başlattı. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından 20-22 Temmuz ve 14-18 Ağustos 1974 tarihleri arasında iki aşamada icra edilen harekât, Türk Deniz Kuvvetleri tarihinde de önemli bir yere sahiptir.

Amfibi hücum harekâtı olması nedeniyle birliklerin denizden intikali ve çıkarma yapılacak kıyı başının tesis edilmesi görevleri Türk Deniz Kuvvetleri tarafından başarıyla icra edildi. Bununla birlikte harekâtın deniz boyutundaki en acı ve en çok tartışılan hadiselerinden biri, 21 Temmuz 1974’te suüstü harekâtı kapsamında verilen koordinatlara seyreden TCG Kocatepe muhribinin Türk Hava Kuvvetlerine ait uçakların dost ateşi sonucu batırılması oldu.

TCG Kocatepe Muhribi

Gearing sınıfı muhriplerden USS Harwood (DD-861), 29 Ekim 1944’te kızağa konuldu ve 28 Eylül 1945’te tamamlanarak ABD Donanması envanterine girdi. Adını, üç kez Navy Cross ile ödüllendirilen ve Leyte Körfezi Muharebesi sırasında hayatını kaybeden Komutan Bruce L. Harwood’dan alan gemi, yaklaşık çeyrek asırlık hizmetin ardından 1 Şubat 1971’de aktif görevden alındı.

11 Aralık 1971’de TCG Kocatepe (D-354) adıyla Türk Deniz Kuvvetlerine katılan gemi, 1962’de geçirdiği FRAM (Fleet Rehabilitation and Modernization) modernizasyonuyla konvoy himayesi ve denizaltı savunma harbi görevlerine uygun hâle getirilmişti. Modernizasyon kapsamında geminin 10 uçaksavar topu sökülerek bu alanlar helikopter pisti ve hangar olarak düzenlenmişti.

127 metre uzunluğa, 12 metre genişliğe ve yaklaşık 37 knot azami sürate sahip TCG Kocatepe’nin modernizasyon sonrası silahları; dört namlulu iki adet 5″/38 kalibre top sistemi, bir adet 24 namlulu Hedgehog denizaltı savunma silahı ve iki adet üçlü Mark 46 torpido lançerinden oluşuyordu.

USS Harwood (1962 yılındaki FRAM modernizasyonu öncesi)

Kıbrıs Barış Harekâtı Başlıyor (20 Temmuz 1974)

Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Attila Harekâtı olarak adlandırılan Kıbrıs Barış Harekâtı, 20 Temmuz 1974 sabahı başladı. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Yıldız 70 kodlu harekât planında başlangıçta kıyı başı olarak Magosa belirlenmişti. Ancak 1970’li yılların başında Rum tarafına kaçan, Türk Mukavemet Teşkilatı’nda (TMT) görevli bir subayın planı deşifre etmiş olması nedeniyle yeni bir çıkarma noktası belirleme ihtiyacı doğdu.

Yeni çıkarma bölgesinin seçimindeki temel kriter, harekâtın baskın niteliğinin korunmasıydı. Alternatif noktalar, Çıkarma Gemileri Komodoru Dz. Alb. Ahmet Özon ve Deniz Piyade Alay Komutanı Gv. Yb. Neşet İkiz tarafından değerlendirildi ve Pladini (Yavuz) Plajı kıyı başı olarak seçildi.

Plajın hemen gerisinde yaklaşık 10 metre yüksekliğinde dik bir arazi kesimi bulunuyordu. Bu arazi, kıyı başına kapak atacak çıkarma vasıtalarının düşman ateşinden korunmasına imkân sağlayabilirdi. Ayrıca kumsalın batısındaki küçük adacık, çıkarma kuvvetleri için nirengi noktası olarak kullanılmaya elverişliydi. Çıkarma noktasının doğrudan sahada görev yapacak personel tarafından belirlenmesi, harekâtın başarısında önemli rol oynadı.

Harekât planına göre, Pladini Plajı’na çıkacak kuvvetleri taşıyan konvoydan önce Rum güçlerini yanıltmak amacıyla oluşturulan sahte bir konvoy Magosa Limanı istikametine hareket edecekti. Çıkarma harekâtıyla koordineli olarak Hava İndirme ve Uçar Hava Harekâtı icra edilirken, Hava Kuvvetlerine ait beş av-bombardıman filosu (131, 132, 171, 172 ve 181) amfibi hücum harekâtına yakın hava desteği sağlayacak, 184. Keşif Filosu ise keşif ihtiyaçlarını karşılayacaktı.

Denizde ise TCG Cerbe Kıbrıs’ın batısında, TCG I. İnönü Kıbrıs’ın doğusunda, TCG Preveze Rodos-Girit arasında, TCG Uluçalireis Salamis Körfezi’nde ve TCG Oruçreis İkarya Adası sularında kendilerine tahsis edilen karakol sahalarına doğru 18 Temmuz’dan itibaren ileri harekâta geçecekti.

Deniz Kuvvetleri karargâhında görev birlikleri oluşturulurken yapılan değerlendirmede, harekât bölgesinin Yunanistan’a uzaklığının Yunan hava unsurlarının müdahalesini zorlaştıracağı; suüstü unsurlarının ise hava desteği olmaksızın Türk hava ve deniz gücü karşısında riske edilmeyebileceği değerlendirildi. Bu nedenle Yunanistan’ın muhtemel müdahalesinde en ciddi tehdidin denizaltılardan gelebileceği öngörüldü.

Bu değerlendirme doğrultusunda hava savunma kabiliyeti güçlü “İ” sınıfı muhripler Adalar Denizi’nde görevlendirilirken, çıkarma birliklerinin desteklenmesi için denizaltı savunma harbi kabiliyetiyle öne çıkan “Tepe” sınıfı muhripler seçildi. Yunanistan’dan Kıbrıs’a yaklaşma istikametleri ile adanın doğu ve batısına Türk denizaltıları da konuşlandırıldı.

Denizaltı ve Uçak Filolarının Konumları (Yaklaşık)

Harekâtın deniz boyutundaki fiilî hareketlilik, 19 Temmuz saat 12.00’de Rum güçlerini yanıltmak ve çıkarma birlikleri üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla oluşturulan sahte konvoyun ileri harekâtıyla başladı. TCG Kocatepe saat 12.50’de, çıkarma birliklerinin bulunduğu TCG Ertuğrul ise 13.30’da demir aldı.

Konvoyun radarlarda tespit edilme ihtimalini azaltmak amacıyla Anamur’a kadar kıyıya mümkün olduğunca yakın seyretmesi, buradan sonra ise doğrudan ve azami süratle Kıbrıs’a yönelmesi planlanmıştı. Buna rağmen görev kuvveti, 19 Temmuz saat 16.00’dan itibaren yaklaşık 11 saat boyunca İngiliz Nimrod deniz karakol uçakları tarafından havadan takip edildi. Aynı gün saat 19.00 civarında ise demirli bulunan 293 borda numaralı Sovyet Sasha sınıfı mayın tarama gemisinin yakınından geçti. Bu gelişmeler harekâtın baskın niteliğinin zedelenmiş olabileceğini düşündürse de elde edilen keşif bilgilerinin Rum yönetimine aktarılıp aktarılmadığı veya ne ölçüde aktarıldığı kesin olarak bilinmemektedir.

Nimrod MR1 Deniz Karakol Uçağı

20 Temmuz sabahı saat 04.54’te konvoya refakat eden muhripler ateş destek mevkilerine ulaştı. Saat 06.20’de Hava Harekâtı, 06.50’de ise dört muhribin katılımıyla Ateş Destek Harekâtı başladı. İlk atışlarını 4.000 yarda mesafeden yapan muhripler, karşı ateş nedeniyle 8.000 yardaya çekilerek atışlarını sürdürdü. Saat 07.10’da Hava İndirme Harekâtı başladı ve 08.30’da ilk çıkarma vasıtalarının sahile kapak atmasıyla Çıkarma Harekâtı başladı.

Çıkarma sırasında TCG Adatepe ve TCG Kocatepe, Girne Limanı’ndan çıkarak konvoya taarruz istikametinde ilerleyen iki Rum botunu Hava Kuvvetleri unsurlarıyla müşterek olarak batırdı. TCG Berk, TCG İzmit ve TCG Akhisar ise saat 08.40’ta TCG Tınaztepe tarafından tespit edilen ve daha sonra Sovyet Deniz Kuvvetlerine ait olduğu anlaşılan bir denizaltıya karşı harekete geçti.

Muhripler, çıkarma birliklerine ateş desteği sağlamak amacıyla Girne Limanı ile Pladini Plajı’nın batısını kapsayacak şekilde konuşlandı ve sahildeki düşman unsurlarına ateş desteği sağladı. TCG Kocatepe ise 20 Temmuz saat 20.00’de, ikinci dalgada karaya çıkacak birlikleri ve lojistik malzemeyi taşıyan gemilere refakat etmek üzere Mersin’e doğru intikale geçti.

İkinci parti amfibi unsurları taşıyan konvoya refakat ederek 21 Temmuz saat 06.15’te Mersin’den yeniden Kıbrıs yönünde seyretmeye başlayan TCG Kocatepe, saat 09.45’te TCG M. F. Çakmak ve TCG Adatepe ile birlikte Baf’ın 60 mil batısında bulunduğu rapor edilen Yunan konvoyunu önleme emrini aldı.

Hatalar Zincirinin İlk Halkası: Bulun(a)mayan Konvoy

Kıbrıs’a yönelik harekâtın başlaması hâlinde Yunanistan’ın da müdahil olabileceği senaryolar üzerinde durulmuş, bu ihtimale karşı Hava ve Deniz Kuvvetleri Adalar Denizi’nde gerekli kuvvet dağılımını yapmıştı. TCG Kocatepe’nin kaybına uzanan “konvoy” hadisesinin ilk işareti ise Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanlığı (GES) tarafından 19 Temmuz saat 16.06’da tespit edilen bir mesaj oldu. Mesaj, Yunan Çıkarma Kuvvet Komutanlığı tarafından 1’inci Hücum Filo Komutanlığı ile bazı birliklere gönderilmişti.

Konvoyun varlığına ilişkin ilk saha raporu, 20 Temmuz saat 19.30’da Datça Knidos Burnu Muğla Jandarma Gözetleme Postasından geldi. Raporda, Rodos Mandrake Burnu’nda 10-12 geminin toplandığı, limanda askerî araçların görüldüğü ve söz konusu birliğin dokuz muhriple korunduğu bildirildi. Bunun üzerine Hava Kuvvetleri bölgeye RF-84F keşif uçağı gönderdi. Çekilen fotoğrafların incelenmesi sonucunda tespit edilen gemilerin sivil ticaret gemileri ile bölgede bulunan Amerikan, İngiliz ve Sovyet askerî gemileri olduğu değerlendirildi.

Deniz Kuvvetleri de muhtemel konvoyu S-2E Tracker Deniz Karakol (D/K) uçaklarıyla takip etmeye başladı. D/K uçaklarından farklı saatlerde şu raporlar geldi:

  • 20 Temmuz 19.30: Konvoy Rodos Adası’ndan Kıbrıs’a doğru ilerliyor.
  • 20 Temmuz 23.20: Mandrake Burnu civarında 11 çıkarma ve bir askerî gemi.
  • 21 Temmuz 02.00: 35.15 K – 28.55 D mevkiinde beş gemi; rota doğu, sürat 10 mil.
  • 21 Temmuz 03.20: 34.40 K – 30.18 D mevkiinde iki grup hâlinde ilerleyen 3/8 gemi; ortalarında büyük bir tanker.
  • 21 Temmuz 03.30: Rodos Adası’nda 12 Yunan gemisi.
  • 21 Temmuz 08.25: 34.46 K – 30.00 D mevkiinde altı temas. Sovyet bandıralı bir yat ve biri Line-Messina olmak üzere beş ticaret gemisi.
  • 21 Temmuz 09.27: 34.25 K – 31.22 D mevkiinde 9/10 muhrip ve iki gemi.
D/K Uçağı Tarafından Rapor Edilen Konvoy Mevki ve Zamanları

Anamur Hava Radarı da bu süreçte temas raporları veriyordu. Ancak bu temaslar Marmaris’te bulunan mobil radarda görülmediği gibi Hava Kuvvetleri tarafından bölgeye gönderilen keşif uçaklarınca da teyit edilemiyordu. Selanik’te bir konvoy hazırlandığı yönündeki bilgiler ve art arda gelen temas raporları üzerine Ankara, Atina Askerî Ataşeliğinden bilgi istedi. Askerî Ataşe, Pire’deki Skaramanga (Salamis) Deniz Üssü’nden hiçbir Yunan savaş gemisinin ayrılmadığını bildirdi.

Buna rağmen konvoya ilişkin raporlar devam etti. 21 Temmuz saat 09.05’te TCG Tınaztepe Muharebe Subayı Dz. Tğm. Ergun Demirel ile D/K uçağı pilotu Dz. Plt. Ütğm. Âdem Bilgili arasındaki muhaberede, dokuz muhrip tarafından korunan 11 gemilik bir konvoy bulunduğu bildirildi. Muhripler hakkında ayrıntı istenmesi üzerine pilot, gemilerin Tepe sınıfına benzediğini ve bunlardan birinin borda numarasının 212 olduğunu aktardı.

Hava Kuvvetleri tarafından görevlendirilen T-33 keşif uçağı ise saat 13.30’da verilen koordinatlarda üç muhrip bulunduğunu ve gemilerden kendisine ateş açıldığını rapor etti. Saat 13.58’de bir RF-84 keşif uçağından da aynı mevkide üç muhrip bulunduğu bilgisi geldi.

Ortaya çıkan tablo, keşif bilgilerindeki temel sorunu gösteriyordu. D/K uçakları radar ekranlarında gördükleri ekoları esas alıyor ve temaslara yaklaşarak milliyetlerini kesin olarak teşhis etmeden rapor üretiyordu. Hava Kuvvetlerine ait keşif unsurları ise görsel temas ve çekilen fotoğrafların analizine dayanan bilgiler aktarıyordu. Farklı kaynaklardan gelen bu bilgiler birbirini teyit etmiyordu.

20 Temmuz akşamından itibaren gelen çelişkili raporların yanı sıra harekât sahasındaki gelişmeler de Ankara üzerindeki zaman baskısını artırıyordu. Kıyı başının emniyeti henüz tam olarak sağlanamamış, Kıbrıs’a çıkan ve hava yoluyla indirilen birlikler arasında irtibat kurulamamıştı. Beşparmak Dağları Atak Tepe’de Türkiye ile irtibatı sağlayan AN/TRC’nin Rum kuvvetleri tarafından imha edilmesi ve personelinin şehit olması da muhabere imkânlarını olumsuz etkiledi.

Gelişmelerin müşterek olarak değerlendirilmesini zorlaştıran unsurlardan biri de harekât merkezlerinin farklı yerlerde bulunmasıydı. Harekât başladığında Genelkurmay Başkanlığında bir Harekât Merkezi kurulmuş ve Hava Kuvvetleri kendi merkezini buraya taşımıştı. Deniz Kuvvetleri ise cihaz ve dokümanların taşınmasındaki güçlükleri gerekçe göstererek kendi karargâhında kalmış ve Genelkurmay Harekât Merkezinde irtibat personeli görevlendirmişti.

TCG Tınaztepe’de bulunan Harp Filosu karargâhı, Deniz Kuvvetleri karargâhından aldığı “Konvoyu durdurun” emrinin ardından, bildirilen konvoyun mevcut rota ve süratiyle saat 21.30 civarında Baf Limanı önlerine ulaşacağını hesapladı.

Bu sırada D/K uçağından gelen raporlar devam ediyordu. Saat 10.20’de “konvoyun dağılmaya başladığı”, 10.32’de “konvoyun zig yaptığı”, 11.06’da “konvoya beş mil kadar yaklaşıldığı ve iki geminin bizim gemilere benzediği”, 11.33’te ise “konvoyun Kıbrıs’a 53 mil mesafede olduğu” bildirildi.

Keşif karmaşası sürerken Atina’da temaslarda bulunan ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı Joseph John Cisco’ya, Yunanistan Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Arapakis tarafından “Kıbrıs’a doğru giden hiçbir Yunan gemisi yoktur. Bulurlarsa Türkler batırabilirler” bilgisi verildi. Cisco, bu bilgiyi ve ABD Başkanı Richard Nixon’ın derhâl ateşkes talebini Ankara Büyükelçisi Macomber aracılığıyla saat 12.15’te Başbakan Bülent Ecevit’e iletti. Henry Kissinger da daha sonra aynı bilgiyi Ecevit’e ilettiğinden söz edecekti.

Bundan yalnızca bir dakika sonra, saat 12.16’da TCG Kocatepe ve diğer muhriplere Genelkurmay’ın son emri ulaştı. Emre göre yasak saha içerisinde bulunan Yunan savaş ve yardımcı gemilerine ateş açılacaktı. Ayrıca Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın da bir veya iki düşman gemisinin batırılmasını istediği bildiriliyordu.

Dönemin Genelkurmay karargâhındaki gelişmeleri aktaran (E) Hv. Plt. Tümg. Yücel Özsır, bu talebin öncesinde yaşananları şöyle anlatmaktadır:

“21 Temmuz 06.30-07.00 saatleri civarında Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları bir araya geldi. Genelkurmay Başkanı, Deniz Kuvvetleri Komutanı’na dönerek ‘konvoyu önleyebilir misiniz?’ diye sordu. Deniz Kuvvetleri Komutanı ‘Gemiler Mersin-Girne arasında. Yetişemeyiz, önleyemeyiz’ dedi. Bunun üzerine Genelkurmay Başkanı, ‘Harekâtın başından beri top atmadınız şimdi de önleyemeyiz diyorsunuz’ dedi.”

TCG Kocatepe Komutanı Dz. Kur. Yb. Güven Erkaya da anılarında, üç Türk muhribiyle var olduğu bildirilen dokuz Yunan muhribine karşı harekât icra etmenin güçlüğüne dikkat çekmektedir. Hava Kuvvetlerinin ilk taarruzu gerçekleştirecek olması nedeniyle Türk muhriplerinin hava harekât sahasından uzak durması gerekirken, sonrasında konvoya angaje olabilecek kadar yakın bulunmaları gerekiyordu. Erkaya ayrıca D/K uçaklarının Mersin’e intikal eden Türk mayın tarama gemilerini dahi Yunan hücumbotu olarak rapor ettiğini belirterek keşif bilgilerinin güvenilirliğine ilişkin şüphelerini aktarmıştır.

Muhripler saat 12.23’te baş ve kıç gönderlerine beşer Türk bayrağı toka etti. Hava-gemi tanıma ve tanıtma panoları helikopter pisti ile başüstüne serildi ve birlik Baf yönündeki intikalini sürdürdü.

Saat 13.30 civarında Lara Burnu yakınındaki kayalıklardan çıkan üç Rum hücumbotu Türk muhripleri tarafından tespit edildi. Yaklaşık 10.000 yarda mesafeden açılan ateş sonucunda botlar etkisiz hâle getirildi.

Muhripler Rum botlarıyla girdikleri suüstü muharebesi sırasında Arnavut Burnu’nun güneyine sarkmıştı. 2’nci Taktik Hava Kuvveti Komutanı Korg. Hulusi Kaymaklı’nın aktardığına göre Genelkurmay Başkanlığından, 21 Temmuz günü Arnavut Burnu (35.32 K – 32.17 D) hattının güneyine Türk Deniz Kuvvetlerine ait hiçbir harp gemisinin inmeyeceğine ilişkin bir mesaj alınmıştı. Kaymaklı ayrıca bölgede Türk gemisi bulunmadığının deniz irtibat subayı aracılığıyla teyit edildiğini ifade etmektedir.

Bu bilgi üzerine 1’inci Taktik Hava Kuvveti Komutanlığı, filolarına saat 14.00’te kalkış emri verdi.

Dost Ateşi ile Gelen Son

Baf yönünde seyrini sürdüren Türk muhriplerine saat 13.49’da yeni bir mesaj ulaştı. Mesajda, “Hava taarruzları başladı, bölgeye yaklaşmayın” deniliyordu. TCG Kocatepe’de görevli Ütğm. Özhan Bakkalbaşıoğlu, mesajda uzak durulması istenen bölgenin koordinatlarının belirtilmediğini aktarmaktadır.

D/K uçağı saat 13.58’de ana çıkarma gemisi olarak Line-Messina’nın tespit edildiğini bildirdi. Aynı saatlerde Hava Kuvvetleri Komutanlığı kendi ast birliklerine konvoyun mevkisini 33.40 K – 32.00 D koordinatlarında, rotasını 240 derece ve Baf Limanı’na mesafesini 16 mil olarak bildiriyordu.

D/K uçağı saat 14.50’de verdiği son raporda konvoyun Aerotiri Feneri’nden 250 derece kerterizde, 23,5 mil mesafede bulunduğunu ve diğer gemilerin yaklaşık 1,5 mil geriden takip ettiğini aktardı. TCG Kocatepe Komutanı’nın uçağa “iyice alçal ve milliyetlerini tespit et” emrine ise pilotun, “Silahlarımız yok, hava puslu, alçalamam” yanıtını verdiği aktarılmaktadır.

Saat 15.00’te TCG M. F. Çakmak’ta bulunan Komodor, Deniz Kuvvetleri karargâhına sahada herhangi bir Yunan harp gemisine rastlanmadığını bildirdi. Bu sırada birliğin rotası kuzeye dönmüş, TCG Kocatepe ise nizam rehberi konumuna geçmişti. Kıbrıs üzerinde harekât icra eden 2’nci Taktik Hava Kuvveti uçakları da gemilerden görülüyordu.

Komutanın emriyle uçaklara IFF/SIF üzerinden gönderilen ilk sorguya “dost” cevabı alındı. Ancak saat 15.00 civarında gemilerin üzerinden alçak irtifada geçen filolar üzerine TCG Kocatepe Komutanı yeniden IFF/SIF sorgusu yapılmasını emretti. Bu kez uçaklardan cevap alınamadı.

Gemilere yaklaşan uçaklar Eskişehir ve Antalya hava meydanlarından kalkan 111’inci ve 181’inci filolara mensup F-100’lerdi. Saat 15.05’te iki uçağın ilk pikeyi yapmasıyla Türk muhriplerine yönelik hava taarruzu başladı.

Kaynaklarda aktarıldığına göre taarruzu gerçekleştiren 1’inci Taktik Hava Kuvveti unsurlarında Kıbrıs Harekâtı’nda kullanılan tanıma parolaları bulunmuyordu. Bunun yanında, bölgede Türk harp gemisi bulunmadığı yönünde hava unsurlarına aktarılan bilgi de gemilerin teşhisinde kritik bir sorun oluşturdu. Taarruza katılan bazı uçaklarda telsiz arızalarının bulunduğu ve bu uçakların görevlerini formasyon liderlerini takip ederek sürdürdüğü de aktarılmaktadır.

TCG Kocatepe, hazırlıksız yakalandığı saldırının ilk dalgasında baş makine dairesinden isabet aldı. Gemi Komutanı Dz. Kur. Yb. Güven Erkaya, hava taarruzlarına karşı pasif tedbir olarak tam yol verilmesini ve sancak alabanda ile başlayan zig manevrasının uygulanmasını emretti. Aynı zamanda uçaklara karşı ateş açılmasına müsaade ederek geminin taarruza uğradığını telsizle Deniz Kuvvetleri karargâhına bildirdi.

Olaydan sonra, 27 Temmuz’da gemi personeline yazdırılan raporlarda Telsiz Astsubayı İhsan Akgün, söz konusu mesajın Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından alındığını ifade etmektedir.

Nizam rehberi konumunda bulunan TCG Kocatepe, ilk saldırı dalgasının ana hedefi hâline geldi ve üç muhrip içerisinde en yoğun taarruza maruz kalan gemi oldu. Yaklaşık 40 dakika süren ilk dalga boyunca gemiler bir yandan manevralarla hava taarruzlarından kaçınmaya çalışırken diğer yandan uçakların yaklaşma istikametlerine baraj ateşi açarak kendilerini savundu.

2’nci Taktik Hava Kuvveti Komutanı Korg. Hulusi Kaymaklı, olay sırasında yaşananları daha sonra şu sözlerle aktarmıştır:

“Saat 15.05’te Türk muhriplerinin taarruza uğradıkları ve yardım istedikleri haberi alındı. Destek kuvvetlerine emir verildi, saat 15.30’da Hava Kuvvetleri Komutanı’ndan mesaj geldi: Bizim uçakların Türk gemilerine taarruz ettiği anlaşılmıştır. Ateş kesilmeli ve uçaklar Baf Limanı ve tesislerine taarruz etmelidirler.”

TCG Kocatepe’nin Deniz Kuvvetleri Komutanlığına, TCG M. F. Çakmak ve TCG Adatepe’nin ise Anamur Hava Radarına taarruza uğradıklarını bildiren mesajlar gönderdikleri aktarılmaktadır. Buna ve Kaymaklı’nın aktardığı ateş kesme mesajına rağmen kaynaklarda, Türk gemilerine yönelik hava taarruzlarının ilerleyen saatlerde yeniden gerçekleştiği belirtilmektedir.

Saat 18.00’de Mürted Hava Meydanı’ndan kalkan 191’inci Filoya ait F-104 uçakları da bölgede batmak üzere olan bir gemi ile kuzey rotasında seyreden iki gemi bulunduğunu rapor etti.

TCG M. F. Çakmak’ta bulunan Komodor ise bu süreçte Deniz Kuvvetleri karargâhına birliğin ve TCG Kocatepe’nin konumlarını bildiren şu mesajları gönderiyordu:

  • 16.42: Birlik Arnavut Burnu’nun 8 mil kuzeybatısında; rota 060, sürat 8 mil. İvedi hava himayesi talep ediyorum.
  • 16.52: Kocatepe’ye yardım için Arnavut Burnu’nun 10 mil kuzeybatısında kalıyorum.
  • 17.20: Kocatepe Baf’ın 10 mil batısında.
  • 17.44: Arnavut Burnu’nun 270 derece, 10 mil mevkiindeyim. 170 rotasında 18 mil süratle Kocatepe’ye yardıma gidiyorum.
  • 18.20: Mevkim Arnavut Burnu’ndan 215 derece, 10 mil; Kocatepe 191 derece, 17 mil.
  • 18.42: Hava hücumuna uğruyorum.

İlk hava taarruzunun sonunda TCG Kocatepe hareket kabiliyetini büyük ölçüde kaybetmişti. Gemide çıkan yangınlar ve alınan ağır hasar nedeniyle vuruş ve duruş gücü de ciddi şekilde azalmıştı. Yara Savunma Subayı köprüüstüne gelerek yangınların kontrol altına alınamadığını, motorin ve cephanelik yangınlarının infilaka dönüşme riskinin bulunduğunu Gemi Komutanı’na rapor etti.

Dz. Kur. Yb. Güven Erkaya, gemiyi terk edip etmeme konusunda karşı karşıya kaldığı durumu daha sonra şöyle anlatacaktı:

“…Şimdi iki durum arasında karar vermek zorundayım. Terk emrini verirsem, personel turuncu can yelekleriyle güvertede toplanacak, havadaki uçaklara hedef olacak veya daha can salı denize inmeden kendilerini denize atıp telef olacaklar. Uçaklar gidene kadar beklemeye karar verdim.”

TCG Kocatepe’nin Vurulduktan Sonra Çekilen Fotoğrafı

Hava taarruzlarının sona erdiğine kanaat getiren Dz. Kur. Yb. Güven Erkaya, saat 15.45’te TCG Kocatepe’yi terk emrini verdi.

Gemiyi Terk ve Sonrası

TCG Kocatepe personeli, harekâttan yaklaşık bir hafta önce Gemi Komutanı’nın emriyle gemiyi terk eğitimi yapmıştı. 21 Temmuz saat 15.45’te terk emri verildiğinde personel, eğitimde belirlenen görev yerlerine intikal ederek gemiyi terk sürecini başlattı. Gemi Komutanı Dz. Kur. Yb. Güven Erkaya ise son ana kadar tahliye faaliyetini sevk ve idare etti.

Geminin terk edilmesinin ardından personel için denizde hayatta kalma mücadelesi başladı. Can sallarının birbirine yaklaşması ve mümkün olduğunca toplu hâlde kalınması emredildi. Bu sırada bölgedeki hava taarruzları ise henüz sona ermemişti.

(E) Hv. Plt. Tümg. Yücel Özsır, ilk taarruzdan sonraki süreci şöyle aktarmaktadır:

“İlk taarruzdan sonra şöyle yorum yapıldı: Biz kendi gemimizi vurduk ama konvoyu vuramadık. Bu nedenle taarruz yeniden başladı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan da bir saat içinde 35 derece enleminin güneyinde hiçbir unsurunun kalmayacağı bilgisi gelmişti. Saat 16.50-20.00 arası bu nedenle yaşandı.”

Özsır’ın aktardığına göre ikinci taarruz öncesinde Hava Kuvvetleri Harekât Başkanı, ilk hadisenin tekrarlanmaması amacıyla Deniz Kuvvetleri Harekât Başkanı ile temas kurarak bölgede Türk gemisi bulunup bulunmadığını sordu. Kendisine bölgede Türk gemisi bulunmadığı bilgisi verildi.

İkinci hava taarruzu sırasında uçaklar, TCG Kocatepe kazazedelerini kurtarmak amacıyla bölgeye geri dönen TCG M. F. Çakmak’a da hücum etti. Hava taarruzu nedeniyle arama-kurtarma faaliyeti gerçekleştiremeyen muhrip, rotasını kuzeye çevirerek bölgeden uzaklaşmak zorunda kaldı.

Bu manevra aynı zamanda başka bir dost ateşi ihtimalinin de önüne geçti. Bölgede bulunan TCG Cerbe denizaltısının komutanı, olay sonrasında TCG M. F. Çakmak’ı yaklaşık 8.000 yarda mesafede gördüklerini ve kendilerine yaklaşan muhribi düşman unsuru olarak değerlendirdiklerini aktarmıştır. Denizaltıda altı torpido atışa hazır hâle getirilmiş, ancak muhribin son anda aksi rotaya dönmesi üzerine düşman olmadığı anlaşılmış ve olası bir taarruz gerçekleşmemiştir.

Türk muhriplerinde çok sayıda Türk bayrağı ve hava-gemi tanıma panosu bulunmasına, ayrıca muhabere devrelerinden Türkçe çağrılar yapılmasına rağmen hava taarruzları sürdü. Kaynaklarda, pilotların hava meydanlarına dönüşlerinin ardından yaptıkları görev değerlendirmelerinde taarruz ettikleri gemilerin Türk Deniz Kuvvetlerine ait olabileceğini fark ettikleri ve bunun personel üzerinde ciddi bir etki yarattığı aktarılmaktadır.

Ertesi gün yapılacak uçuşlar öncesinde pilotlarla görüşen Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Emin Alpkaya’nın, Deniz Kuvvetleri Komutanı ile gerçekleştirdiği belirtilen bir görüşmenin ses kaydını pilotlara dinlettiği de kaynaklarda yer almaktadır. Söz konusu kayıtta Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın “O bölgede bir teknem bile yok” dediği ileri sürülmektedir. Bununla birlikte bu aktarımın bağımsız olarak doğrulanabilen resmî bir kayda dayanıp dayanmadığı mevcut kaynaklardan kesin olarak ortaya konulamamaktadır.

TCG Kocatepe’nin Batışı

TCG Kocatepe’nin İlk Dalga Saldırı Sonrası Çekilen Fotoğrafı

TCG Tınaztepe’de bulunan komuta kademesi, hareket kabiliyetini kaybeden TCG Kocatepe’de kalan personel bulunması hâlinde onları kurtarmak; geminin sürüklenerek Baf sahillerinde karşı tarafın eline geçme ihtimali oluşması durumunda ise gemiyi batırmak amacıyla bölgeye intikal etti.

Yaklaşık 140 millik mesafenin ardından TCG Kocatepe ile temas sağlandığı sırada, saat 22.05’te gemide art arda iki büyük patlama meydana geldi. Ağır hasarlı TCG Kocatepe kısa süre sonra sulara gömüldü.

Deniz Kuvvetleri karargâhı; gece şartlarında arama-kurtarma faaliyetinin güçlüğü, bölgede düşman denizaltıları ve hafif suüstü unsurlarının bulunabileceği değerlendirmesi ile Girne önlerindeki konvoyun himayesiz kalmaması gerekçeleriyle TCG Tınaztepe’ye bölgeden ayrılarak Girne kuzeyindeki konvoya katılma emri verdi. Kaynaklarda, bölgede bulunan ABD 6. Filosu ile İngiliz hava ve deniz unsurlarından diplomatik gerekçelerle yardım talep edilmediği belirtilmektedir.

Arama-kurtarma faaliyetleri kapsamında 21 Temmuz saat 18.00 ile 22 Temmuz saat 08.00 arasında TCG Kepez römorkörü görevlendirildi. Teknik imkânlarının yetersiz kalması üzerine 22 Temmuz saat 16.00’dan itibaren görevi TCG İzmit devraldı. Ancak olumsuz hava şartları nedeniyle TCG İzmit’in arama-kurtarma faaliyetleri saat 18.00’de sonlandırıldı.

Denizdeki kazazedelerden ilk kurtarılan grup, 22 Temmuz saat 16.00 civarında İsrail Deniz Ticaret Okuluna ait eğitim gemisi tarafından bulunan 42 personel oldu. Aralarında TCG Kocatepe Komutanı Dz. Kur. Yb. Güven Erkaya’nın da bulunduğu grup, 23 Temmuz’da THY’ye ait Boğaziçi uçağıyla Ankara’ya getirildi.

Romanya’dan Lübnan’a seyreden bir koster ise 23 Temmuz saat 08.00’de karşılaştığı 39 personeli kurtardı. Bu grup da ertesi gün Trablus Limanı’ndan THY’ye ait Samsun uçağıyla tahliye edilerek Ankara’ya getirildi.

TCG Berk, 24 Temmuz saat 08.00’de arama-kurtarma faaliyetiyle görevlendirildi ve kaza bölgesindeki çalışmalarda denizden 38 personeli kurtardı. İngiliz Deniz Kuvvetleri unsurları ise yürüttükleri arama-kurtarma faaliyetlerinde 73 personeli kurtardı. Bu personel, Türk makamlarının talebi üzerine helikopterlerle 25 sorti yapılarak TCG Berk’e nakledildi. Kurtarma faaliyetinde görev alan İngiliz pilota daha sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından Liyakat Madalyası verildi.

54 Denizcinin Kaybı

TCG Kocatepe’nin kaybıyla sonuçlanan olayda 3 subay, 14 astsubay ve 37 er olmak üzere toplam 54 Türk denizcisi şehit oldu. Bunlardan 25’i geminin terk edilmesi sırasında veya denizde kurtarılmayı beklerken hayatını kaybetti.

Olayın ardından Genelkurmay Başkanlığı Askerî Savcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Harekâta katılan unsurlara ilişkin kayıtların incelendiği soruşturmanın sonucunda olayın savaş şartları içerisinde meydana geldiği ve herhangi bir komutan veya personelin bireysel sorumluluğunun bulunmadığı değerlendirilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Dönemin hükümetinin karara itiraz etmemesi üzerine dosya kapatıldı.

Sonuç

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın resmî harp tarihinin aradan geçen elli yılı aşkın süreye rağmen yayımlanmamış olması, TCG Kocatepe olayının bütün yönleriyle değerlendirilmesini güçleştiren temel unsurlardan biridir. Bugün olayın kronolojisi ve karar alma süreçlerine ilişkin bilgiler büyük ölçüde harekâta katılan personelin hatıratlarına, sınırlı sayıdaki harp ceridesine ve bu kaynaklardan yararlanılarak hazırlanan araştırmalara dayanmaktadır. Kaynaklar arasında zaman, konum ve karar süreçlerine ilişkin farklılıklar bulunması da olayın kesin bir kronoloji içerisinde yeniden inşa edilmesini zorlaştırmaktadır.

Bununla birlikte mevcut kaynaklar birlikte değerlendirildiğinde, TCG Kocatepe’nin kaybını tek bir personelin, tek bir kararın veya tek bir kuvvet komutanlığının hatasına indirgemek mümkün görünmemektedir. Olay; teyit edilmeden harekât planlamasına dâhil edilen istihbarat ve keşif bilgileri, birbirini doğrulamayan temas raporları, komuta merkezleri arasındaki koordinasyon sorunları, sahadaki Türk deniz unsurlarının konumlarına ilişkin bilgi farklılıkları, tanıma-tanıtma usullerindeki aksaklıklar ve karar vericiler üzerindeki zaman baskısının birbirini takip ettiği bir süreç sonunda meydana gelmiştir.

Varlığı kesin olarak doğrulanamayan bir Yunan konvoyuna ilişkin ilk raporlar, ilerleyen saatlerde farklı keşif unsurlarından gelen çelişkili bilgilerle daha karmaşık bir hâl aldı. Buna rağmen konvoyun varlığına ilişkin değerlendirme harekât kararlarını etkilemeye devam etti. Aynı zamanda Türk muhriplerinin gerçek konumları ile hava unsurlarına aktarılan bilgiler arasında ortaya çıkan uyumsuzluk zamanında giderilemedi. Böylece başlangıçta birbirinden bağımsız görünen hatalar, müşterek harekât içerisinde birbirini besleyen bir zincire dönüştü.

Facianın bir diğer yüzünü ise TCG Kocatepe personelinin olay boyunca sergilediği disiplin oluşturdu. Gemi Komutanı Dz. Kur. Yb. Güven Erkaya’nın yoğun hava taarruzu altında ağır hasar alan gemiyi sevk ve idare etmeyi sürdürmesi, personelin kısa süre önce yapılan gemiyi terk eğitiminin de etkisiyle tahliyeyi düzen içerisinde gerçekleştirmesi ve mürettebatın görevlerini son ana kadar yerine getirmesi, eğitim ve disiplinin böylesi bir kriz ortamındaki önemini ortaya koydu.

Aradan geçen yarım asrı aşkın süreye rağmen olayın bütün yönleriyle resmî belgeler üzerinden ortaya konulamamış olması Türk harp tarihi açısından önemli bir boşluk oluşturmaktadır. Harekât emirleri, radar ve keşif kayıtları, telsiz konuşmaları, gemi jurnalleri, seyir kayıtları ve harp ceridelerinin karşılaştırmalı biçimde incelenmesi, yalnızca TCG Kocatepe’nin kaybına ilişkin tartışmaları aydınlatmak açısından değil, müşterek harekâtların geleceğine yönelik derslerin ortaya çıkarılması bakımından da önem taşımaktadır.

TCG Kocatepe faciası, modern savaşta yalnızca ateş gücünün değil; doğru ve teyit edilmiş istihbaratın, ortak harekât resminin, etkin komuta-kontrolün, kesintisiz muhaberenin ve kuvvetler arası koordinasyonun da hayati olduğunu gösteren acı bir örnektir.

Kıbrıs Barış Harekâtı askerî hedeflerine ulaşırken, 21 Temmuz 1974’te TCG Kocatepe’de yaşananlar Türk askerî tarihinin en ağır dost ateşi hadiselerinden biri olarak hafızalara kazındı. Olayın bütün yönleriyle araştırılması, hataların doğru biçimde ortaya konulması ve çıkarılan derslerin gelecek nesillere aktarılması, TCG Kocatepe ile birlikte kaybettiğimiz 54 denizcimizin hatırasına karşı önemli bir sorumluluktur.

Kaynakça

Bakkalbaşıoğlu, Özhan. Kıbrıs Barış Harekâtı: TCG Kocatepe Nasıl Battı (Bir Akıl Tutulması). İstanbul: Kaynak Yayınları, 2020.

Başara, Levent ve Serhat Güvenç. Kıbrıs’ta Türk Gemileri Nasıl Vuruldu? İstanbul: Kronik Kitap, 2026.

İkiz, İsmail Nihat. Bir Ada, Bir Dava, Bir Savaş. İstanbul: Alfa Yayınları, 2007.

Kaan Altın. “Kocatepe.” Erişim 12 Haziran 2026. http://kaanaltin.com/kocatepe.html.

Kissinger, Henry. Years of Renewal. London: Phoenix Press, 2000.

Meker, İbrahim. Kocatepe Batarken: Cehennemde Ateş Kardeşliği. İstanbul: Papirüs Yayınları, 2021.

Mütercimler, Erol. Satılık Ada Kıbrıs. İstanbul: Alfa Yayınları, 2007.

United States Code. “10 U.S.C. § 8292—Navy Cross.” Erişim 14 Haziran 2026. https://uscode.ecfr.io/title/10/section/8292.

Wikipedia Contributors. “Leyte Körfezi Muharebesi.” Wikipedia. Erişim 14 Haziran 2026. https://tr.wikipedia.org/wiki/Leyte_Körfezi_Muharebesi.

ShareTweetGönderShareShare
Ekibimize Katıl Ekibimize Katıl Ekibimize Katıl

İlgili Yazılar

Karadeniz’de Savaş Sonrası Düzen: Montrö, Bölgesel Sahiplik ve Türkiye’nin Stratejik Rolü
Analiz

Karadeniz’de Savaş Sonrası Düzen: Montrö, Bölgesel Sahiplik ve Türkiye’nin Stratejik Rolü

18/06/2026
Çaka Bey: İlk Büyük Türk Denizcisi
Mavivatan.net

Çaka Bey: İlk Büyük Türk Denizcisi

14/06/2026
Mavi Vatan

© 2022 Mavi Vatan - Yeni Nesil Medya

  • Anasayfa
  • Bilgi Grafikleri
  • Hakkımızda
  • Homepage
  • İletişim
  • Mavi Sözlük

Tekrar Hoş Geldin!

#GelecekMaviVatan

Şifremi Unuttum?

Şifremi Kurtar

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi giriniz.

Giriş Yap
Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Listele
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Türk Donanması
  • Mavi Vatan
  • Deniz Araçları
    • Amfibi Gemiler
    • Çıkarma Gemi ve Araçları
    • Denizaltılar
    • Destroyerler
    • Eğitim Gemileri
    • Fırkateynler
    • Hücumbotlar
    • Karakol Gemileri
    • Kruvazörler
    • Korvetler
    • LHD Sınıfı Gemiler
    • Lojistik Destek ve Tanker Gemileri
    • Mayın Gemileri
    • Uçak Gemileri
    • Yardımcı Gemiler
  • Hava Destek Unsurları
  • Savunma Sanayi
    • Silah Sistemleri
    • Hava Savunma Sistemleri
    • Radar Sistemleri
    • Sonar Sistemleri
    • Elektronik Sistemler
    • Optik Sistemler
    • Savaş Yönetim Yazılımları
  • Söyleşiler
  • Analiz
  • İletişim

© 2025 MaviVatan.net - Gelecek Mavi Vatan!