Uçak Gemileri Üzerine

0

Giriş

Son yıllarda Türk Deniz Kuvvetleri’nin uçak gemisine ihtiyacı olup olmadığına ilişkin tartışmaların yazılı ve görsel basında geniş yer teşkil ettiği gözlemlenmektedir. Aslında bu alandaki tartışmaların geçmişi 1990’lı yılların ortalarına kadar uzanmaktadır. Ancak konunun kamuoyunun gündemine girmesi Çok Maksatlı Amfibi Hücum Gemisi Projesi’nin başlaması, özellikle de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhtelif platformlarda (son olarak TCG İstanbul denize indirme töreninde) uçak gemisine sahip olmanın önemine ve Türkiye’nin bu alandaki eksikliğine dikkat çeken açıklamaları sonrasında gerçekleşmiştir.

Bir uçak gemisi, tam boy bir uçuş güvertesi ve uçağın taşınması, devreye alınması, konuşlandırılması ve kurtarılması gibi olanaklarla donatılmış, açık deniz hava üssü görevi gören bir savaş gemisidir. Tipik olarak, bir deniz kuvvetinin, uçak operasyonlarını sahnelemek için yerel üslere bağlı kalmadan dünya çapındaki hava gücünü yansıtmasına izin verdiği için bir filonun ana üs gemisidir. Uçak gemileri, yirminci yüzyılın başlarında, balonları dağıtmak için kullanılan ahşap gemilerden, çok sayıda savaşçı, görev uçağı, helikopter ve diğer uçak türlerini taşıyan nükleer enerjili savaş gemilerine dönüştüğünden beri gelişti. Sabit kanatlı silahlar ve bombardıman uçakları gibi daha ağır uçaklar, uçak gemilerinden fırlatılmış olsa da bu uçakları indirmek imkansızdır.

Diplomatik ve taktik gücü, hareketliliği, özerkliği ve araçlarının çeşitliliği ile uçak gemisi genellikle modern savaş filolarının merkezidir. Taktik veya stratejik olarak, bir filonun amiral gemisi rolündeki savaş gemisinin yerini almıştır. En büyük avantajları ise, uluslararası sularda seyrederken herhangi bir bölgesel egemenliğe müdahale etmemesi ve böylece üçüncü taraf ülkelerden fazla uçuş yetkilendirme ihtiyacını ortadan kaldırması, uçakların sürelerini ve transit mesafelerini azaltması ve dolayısıyla savaş bölgesinde bulunma süresidir.

Uçak Gemilerinin (UG) Genel Özellikleri

Hız, uçak gemileri için önemli bir varlıktır, çünkü dünyanın herhangi bir yerine hızlı bir şekilde yerleştirilmeleri gerekir ve düşman kuvvetleri tarafından tespit ve hedeflenmeden kaçınmak için yeterince hızlı olmalıdır. 

Uçak gemileri, çok fazla güverte bölmelerine ihtiyaç duydukları için en büyük savaş gemileri arasındadır.

Geleneksel olarak, bir uçak gemisinin en az güç projeksiyonu ve deniz kontrol görevleri yapabilen bir gemi olması gerekir.

Bir uçak gemisi hava muharebe grubunu verimli bir şekilde çalıştırılabilmelidir. Bu, sabit kanatlı jetlerin yanı sıra helikopterleri de ele alması gerektiği anlamına gelir. Bu, kısa kalkış / dikey iniş operasyonlarını desteklemek için tasarlanmış gemileri de içerir.

2. Dünya Savaşı’nın bitimi ile dünya daha önce olmamış yeni bir şeyle, Soğuk Savaş’la karşılaşmıştı. Nükleer enerjinin keşfi ile dünya denizlerinde yol alan gemilerin menzilleri 20-30 yıl boyunca hiç yakıt yenilemeden ilerleyebilecek kademeye getirilmişti. İlk nükleer uçak gemisi olan USS Enterprise, dünya denizlerinde Amerikan Donanması’nın göz bebeği olmuş, Sovyetler Birliği’ne karşı girişilen soğuk savaşta önemli bir psikolojik olarak üstünlük sağlamıştır.

Günümüzde uçak gemileri yeni bir kademeyle, süper uçak gemileri kademesiyle denizlerde hakimiyetini sürdürmektedir. Başı çeken Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte 10 ülke bugün çeşitli boyutlarda uçak gemilerine sahiptir.

Dünyada Kullanılan Uçak Gemileri

Farklı donanmalarda kullanılan uçak gemileri ve özellikleri.

Amerika Birleşik Devletleri: 11 adet aktif hizmette (Nimitz, Dwight D. Eisenhower, Carl Vinson, Theodore Roosevelt, Abraham Lincoln, George Washington, John C. Stennis, Harry S. Truman, Ronald Reagan, George H.W. Bush ve Gerald R. Ford) olup John F. Kennedy uçak gemisinin yakın zamanda hizmete girmesi beklenmektedir.

Rusya: 1 adet aktif hizmette (Admiral Kuznetsov)

Tayland: 1 adet aktif hizmette (HTMS Chakri Naruebet)

Fransa: 1 adet aktif hizmette (Charles de Gaulle (R 91))

İtalya: 2 adet aktif hizmette (Cavour (550) (LHD – Hafif Uçak Gemisi) ve Giuseppe Garibaldi (551)) (Yakında emekli edilmesi bekleniyor). Trieste LHD’nin yakın zamanda envantere girmesi bekleniyor.

İspanya: 1 adet aktif hizmette (Juan Carlos I (L61)) (LHD – Hafif Uçak Gemisi)

Hindistan: 1 adet aktif hizmette (INS Vikramaditya (R33)) ve yakın gelecekte INS Vikrant (R11) hizmete girmesi planlanmıştır.

Brezilya: 1 adet aktif hizmette değil (Foch (R99))

Çin: 2 adet aktif hizmette (Liaoning) ve Type 001-A (Shandong)

Birleşik Krallık: Queen Elizabeth sınıfı 2 adet uçak gemisi aktif hizmette.

UG Sınıfı Boy (m) En (m) Tonaj (ton) Tahrik Azami Sürat (kts) Uçak + Helo Sayısı İlk Maliyeti ($) Yıllık İdame Maliyeti Yaşı
Nimitz (USA) 332.8 76.8 100000 Nükleer 31.5 90 6.2 milyar 320+ milyon 45-10
Gerald R. Ford (USA) 337 78 100000 Nükleer 30+ 90 11.34 milyar 280+ milyon 3-0
Adm. Kuznetsov (RF) 305 72 55000 Buhar Türbini 29 41-52 * 25
Chakri Naruebet (Principe de Austrias) (TH) 182.6 30.5 11486 CODOG 25.5 12-18 336 milyon 23
Charles de Gaulle (FR) 261.5 64.3 42500 Nükleer 27 28-40 3 milyar 20
Cavour (IT) 244 39 27000 COGAG 29+ 20-30 1.66 milyar 87.6 milyon 11
Juan Carlos (SP) 230.8 32 26000 CODLAG 21 20-30 500 milyon 10
Vikrant (IN) 262 62 40000 COGAG 28 36-40 820 milyon 0
Sao Paulo (Foch) (BR) 265 51.2 24200 Buhar Türbini 32 40 30+70** milyon 57
Liaoning (Varyag) (PRC) 305 72 55000 Buhar Türbini 29 50 * 30
Queen Elizabeth (UK) 280 73 70600 COGLAG 25 40 5 milyar 0

Uçak Gemileri (UG) karşılaştırma tablosu

* Rus ve Çin gemilerine ilişkin herhangi bir maliyet verisine ulaşılamamıştır.

** Sao Paulo 2000 yılında Fransa’dan 30 milyon $ bedelle alındı. Brezilya, bu gemide kullanmak üzere 70 milyon $ bedelle 23 adet A-7 uçağını Kuveyt’ten satın aldı. Gemi şu an hizmet dışına ayrılmış durumda.

 

Türkiye ve Uçak Gemisi

Türk Deniz Kuvvetleri, Soğuk Savaş sonrası değişen harekât ihtiyaçları doğrultusunda 1990’lı yılların ikinci yarısında (zaman zaman yaklaşık 50 yıldır gündemde) uçak gemisi tedarikini gündemine almıştır. Ne var ki ilerleyen süreçte yapılan tedarik planlamasında önceliğin LPD sınıfı platforma verilmesi kararlaştırılmış ve çalışmalar bu yöne kaydırılmıştır. Aslına bakılırsa 2005 yılında LPD ismiyle resmen başlatılan proje, sınırlı hava gücü kapasitesi sunan bir amfibi hücum-helikopter gemisinin tedarikini öngörmektedir. Ancak 2010 yılında harekât ihtiyaçlarının yeniden belirlenmesi, özellikle de hava gücü kapasitesinin arttırılmasının istenmesiyle tedarik edilecek platformun tasarımı ve yetenekleri tamamen değişmiştir. Bu minvalde 2015 yılında Çok Maksatlı Amfibi Hücum Gemisi Projesi ismiyle imzalanan sözleşme altında tedariki öngörülen platform artık LHD sınıfı bir amfibi hücum gemisidir. 2016 yılında inşa çalışmalarına başlanılan ve TCG Anadolu adı verilen platformun en dikkat çekici özelliği ise şüphesiz STOVL tipi uçakların harekâtına imkân tanıması dolayısıyla gerektiğinde uçak gemisi rolünü de üstlenebilmesidir.

Türkiye’nin uçak gemisine ihtiyacı olup olmadığı tartışmaları uzun yıllardır yapılmakta, tedarike ilişkin hem müspet hem de menfi yönde yorumlarla karşılaşılmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki bu çalışmada Türkiye’nin uçak gemisine ihtiyacı olduğu savunulmaktadır. Bu görüşün savunulmasının temel gerekçesi Türk Deniz Kuvvetlerinin genişleyen harekât yarıçapı ve buna koşut olarak da çevre denizlerin ötesinde görev yapabilecek tipte ve yetenekte platformların hizmete alınması ihtiyacının artmasıdır. Günümüzde uçak gemileri açık deniz harekâtlarının olmazsa olmazıdır. Dolayısıyla Türk Deniz Kuvvetlerinin uçak gemisi tedarikini gündemine alması doğru bir hareket tarzıdır.

Öte yandan hâlihazırda inşa çalışmaları devam eden LHD, ana tasarım amacı çıkarma harekâtları olan bir amfibi hücum gemisidir. Uçak gemisi harekâtında tecrübesi olmayan Türk Deniz Kuvvetleri açısından iyi bir başlangıç teşkil edeceğine şüphe yoktur. Hatta ikinci bir platformun tedariki de mutlaka gerçekleştirilmelidir. Ancak yönünü açık denizlere çevirmiş ve Orta Çaplı Küresel Güç Aktarım Donanması kategorisine yükselme iradesini deklare etmiş Türk Deniz Kuvvetleri’nin nihai hedefi doğrudan uçak gemisi olarak tasarlanmış platformların tedariki olmalıdır.

Bu çerçevede harekât ihtiyaçları ve maliyet arasındaki optimum denge gözetilerek 30-40 kadar uçak, helikopter ve İHA taşıyabilen ve 7 gün boyunca ikmal bütünlemesiz harekât icra edebilen, takribi 30.000-40.000 ton deplasmana sahip CATOBAR tipi iki konvansiyonel uçak gemisinin kuvvet yapısına dahil edilebileceği değerlendirilmektedir. Muharip uçak olarak ise yurt dışı bir çözüme yönelmektense öncelikle halen Türk Hava Kuvvetleri için tasarım çalışmaları devam eden TF-X’in (MMU) donanma versiyonunun geliştirilmesi üzerine yoğunlaşılabileceği düşünülmektedir.[1]

Yukarıda değişik kaynaklardan derlemiş olduğum yazıdan da anlaşılacağı üzere hem ilk hem de idame maliyeti yüksek olan uçak gemisinin ülkemize kazandırılması konusunda tartışmalar halen sürmektedir. Türk Deniz Kuvvetleri’nin 21. Yüzyıl için benimsediği “Açık Denizlere Doğru” stratejisi bağlamında bir harekat ihtiyacı ve kuvvet çarpanı olarak görülen uçak gemisi tedariki; yaklaşık 2.5 yıldır içinde bulunduğumuz ve biraz da pandeminin etkisiyle bir süre daha devam edeceğine inandığım ekonomik kriz, Rusya’dan S-400 tedariki nedeniyle ABD’nin bizi F-35 projesinden dışlaması (ve yaptırımların bununla sınırlı olmayacağının anlaşılması) ve örtülü/örtüsüz diğer ambargolar nedeniyle çok zor görünmektedir. Uçaksız uçak gemisi olamayacağına göre bu yetenek nasıl kazanılabilir? Belki de bize dikte edilen klasik düşünce yapısından kurtulup olaya başka bir gözle bakmalıyız.

Olaya bir de savunma planlama açısından bakarsak:

  1900-1945 Soğuk Savaş Öncesi Dönem 1945-1990 Soğuk Savaş Dönemi Soğuk Savaş Sonrası Dönem (1990-2001) 11 Eylül Sonrası Yeni Dönem (2001 Sonrası)
Planlama Yaklaşımı Kadro Temelli Planlama Tehdit Temelli Planlama Yetenek Temelli Planlama Yetenek Temelli (Senaryo Uzayı) Planlama
Tehdit Tehdit ve sahip olduğu güç belirgin ve iyi tanımlanmıştır. Tehdit ve sahip olduğu güç belirgin ve iyi tanımlanmıştır. Tehdit belirsiz ve tanımlanamamakta-dır. Değişken, tanımlanan çoklu senaryolar içinde belirli ve belirsizdir.
Bütçe Silahlanmaya ayrılan bütçede herhangi bir kısıtlama yoktur. Silahlanmaya ayrılan bütçede kısıtlamalara gidilmeye başlanmıştır. Silahlanmaya ayrılan bütçede ciddi kısıtlamalara gidilmektedir. Silahlanmaya ayrılan bütçede ciddi kısıtlamalara gidilmektedir.
Teknolojinin Yansıması Teknolojik gelişmelerin savunma sanayine yansıması yavaş olmaktadır. Teknolojik gelişmeler hız kazanmış ve savunma sanayine yansıması da hızlanmıştır. Teknolojik gelişmelerin hızı artmış ve savunma sanayine yansıması önceki dönemlere oranla daha da hızlanmıştır. Özellikle komuta, kontrol, haberleşme ve bilgi sistemlerinde gelişim çok hızlıdır. Teknolojik gelişmelerin hızı hiç olmadığı kadar artmıştır.
Savunma Sanayi Odağı Üretim odaklıdır. Tasarım odaklıdır.

Ar-Ge, test ve değerlendirmelere dayanmaktadır.

Tasarım odaklıdır.

Ar-Ge, test ve değerlendirmelere dayanmaktadır.

Tasarım odaklıdır.

Ar-Ge, test ve değerlendirmelere dayanmaktadır.

Tedarik Yaklaşımı İhtiyaçlar maliyetine bakılmaksızın tedarik edilmektedir. İhtiyaçlar ve tedarik süreci tüm kuvvetleri kapsayacak şekilde tek elden planlanmaya başlanmıştır. Tedarik sorumluluğu program yöneticilerinde olmak üzere daha alt seviyeye indirilmiştir. Ömür devri kavramı ve tedarikin kategorilere ayrılmasıyla maliyet ve süreçlerin kısaltılması hedeflenmiştir. Evrimsel tedarik

Tarihsel Süreçte Savunma Planlaması ve Tedarik Yaklaşımları[2]

 

Görsel, yazılı ve sosyal medyada süregelen tartışmalardan edindiğim izlenim, ne yazık ki bazılarının halen Soğuk Savaş dönemi yaklaşımına sahip olduğu yönündedir. Oysa tedarik sistemlerinde, gelecekte istenilen yer ve zamanda istenilen malzemenin hazır edilebilmesi hedefiyle tedarik süreçlerini kısaltabilecek malzemeler veya silah sistemleri envantere alınırken en son teknolojiyi barındırabilecek şekilde bir tedarik sistemi geliştirilebilecektir. Modüler yaklaşım, bilgi teknolojileriyle birleştirilerek çok maksatlı sistemler geliştirilebilecektir. ABD hava kuvvetlerinde görev yapan bir generalin “geçmişte uçak alınıp elektronik parçalar üzerine eklenirken günümüzde bilgisayarlar alınıp üzerine kanat takılmaktadır” sözlerinden teknolojik ilerlemelerin silah sistemlerindeki gelişimi nasıl etkilediği anlaşılabilmektedir. Bu gelişimin hız kesmeden devam edeceğini düşünürsek gelecekteki tedarik süreçlerinin de bu hıza ayak uyduracak şekilde gelişebileceği söylenebilir.

Ülkemiz açısından bakıldığında Ar-Ge’ye dayalı savunma tedarikinin oldukça gelişme kaydettiği söylenebilir. Ülkemizde tedarik yaklaşımları 1990’lara kadar hazır alım, 1990-2000 arasında ortak üretim, 2000-2010 arasında kısmi tasarım, 2010-2020 arasında özgün tasarım (yerli üretim) yöntemleriyle tanımlanırken 2020-2030 arasında mutlak yerlilik, ömür devri yönetimi ve performansa dayalı lojistik yaklaşımlarıyla temel ve ileri teknolojilerde gelişme kaydedilmesi hedeflenmektedir.[3]

Kabul edelim ki uçak teknolojimiz henüz diğer uçak üreticisi ülkelerden geridedir. Her ne kadar Milli Muharebe Uçağı (MMU) projesi tüm hızıyla devam ediyor olsa da bu uçakların dikey kalkış/iniş yapabilen bir modelinin üretilip üretilmeyeceği dahi belli değildir. F-35 projesinde yaşanan en büyük zorluk, uçağın dikey kalkış/iniş yapabilen B modelini üretmekte yaşanmıştır. Yani yakın zamanda uçak gemisine inip kalkabilen bir uçak yapamayız ancak İHA/SİHA teknolojisinde dünyada hatırı sayılır bir konumdayız. O zaman niye uçak gemisi yerine daha küçük ve hafif SİHA gemisi yapmayı düşünmüyoruz? Aşağıda örneğini verdiğim proje ve benzerleri baz alınarak bunlara uygun bir deniz platformu tasarlanabilir kanaatindeyim. Bu jet motorlu SİHA’lar, ATAK helikopterleri ile birlikte bir deniz platformuna konuşlandırılırsa oldukça etkin bir kombinasyon elde edilebilir.

Bayraktar MİUS Teknik Özellikleri:

40000 ft operasyonel irtifa

4-5 saat uçuş süresi

3.5 ton kalkış ağırlığı

1 ton mühimmat taşıma (Yakın hava desteği, füze taarruzu, SEAD/DEAD)

Turbofan jet motoru ile 0.8 Mach hız

 

Bu söylediklerim bazı çevreler tarafından yadırganabilir hatta ütopik bulunabilir, ancak unutulmamalıdır ki Pearl Harbour baskınından sonra James Doolittle B-25 bombardıman uçaklarını uçak gemisinden kaldırıp Japonya’yı bombalama fikrini ortaya attığında da yadırganmıştı, ama o Nisan 1942’de bunu başardı. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethi esnasında gemileri karadan yürütürken de eminim ütopik bulunmuştur. 1837 yılında pervane ile yürütülen 14 m.lik stimbotu ile İngiliz Amirallik temsilcisine yapılan denemede, bot 10 deniz mili hıza ulaşmasına rağmen Amirallik temsilcisi, pervane ile yürütülen teknelerin iyi yönlendirilemeyeceği yönünde görüş bildirmişti. Botun tasarımcısı da tasarımını gidip ABD’ye satmıştı.

Diğer yandan aşağıda gösterilen geleceğin uçak gemileri incelendiğinde hem ABD hem Çin hem de Fransız uçak gemisi tasarımlarında SİHA’lara yer verildiği görülmektedir.

Sonuç olarak, benim amacım aslında Amerika’yı yeniden keşfetmek değil, sadece bir ihtiyacı gidermek için değişik bir bakış açısı ortaya koymaktır. TCG Anadolu’nun bu maksatla bir test platformu olarak kullanılabileceğine inanıyorum. Yukarıda örneğini verdiğim ve artık bir savaş uçağı özelliklerine yaklaşmış olan SİHA’ya ve benzerlerine VSTOL yeteneği kazandırmak üzere geliştirme çalışmaları yapılabilir. Başka birkaç yerde de ifade ettiğim gibi SİHA gemisi yaklaşımının, uçak gemisine göre bu yeteneği daha ucuza ve daha kısa sürede elde etmemizi sağlamakla kalmayıp hem pilot ihtiyacı hem de idame açısından daha sürdürülebilir olacağını değerlendiriyorum.

Enver Aksoy

Kaynakça:

https://tr.wikipedia.org/wiki/U%C3%A7ak_gemisi

https://en.wikipedia.org/wiki/USS_Gerald_R._Ford

https://www.govinfo.gov/content/pkg/GAOREPORTS-NSIAD-98-1/html/GAOREPORTS-NSIAD-98-1.htm

https://tr.wikipedia.org/wiki/Admiral_Kuznetsov_(u%C3%A7ak_gemisi)

https://en.wikipedia.org/wiki/HTMS_Chakri_Naruebet

https://mavivatan.net/charles-de-gualle-ucak-gemisi/

https://en.wikipedia.org/wiki/Italian_aircraft_carrier_Cavour

https://monocle.com/magazine/issues/71/aboard-brand-italy/

https://tr.wikipedia.org/wiki/Juan_Carlos_I_(L-61)

https://en.wikipedia.org/wiki/INS_Vikrant_(2013)

https://www.timesnownews.com/india/article/does-indian-navy-need-a-third-aircraft-carrier-the-debate-explained/698848#:~:text=The%20INS%20Vikrant%2C%20already%20significantly,as%20high%20as%20%2411%20billion.

https://en.wikipedia.org/wiki/French_aircraft_carrier_Foch

https://en.wikipedia.org/wiki/Brazilian_aircraft_carrier_S%C3%A3o_Paulo

https://tr.wikipedia.org/wiki/Liaoning_(u%C3%A7ak_gemisi)

https://mavivatan.net/ingiliz-donanmasina-ait-queen-elizabeth-sinifi-ucak-gemileri/#:~:text=HMS%20QUEEN%20EL%C4%B0ZABETH%20(R08)%20Kraliyet,maliyeti%206%20milyar%20poundu%20a%C5%9Fmaktad%C4%B1r.

http://www.kho.edu.tr/akademik/enstitu/Alp_SAVBEN_dergi/172/2.pdf

Tarihsel Süreçte Savunma Planlaması Yaklaşımları ile Savunma Tedarik Sistemleri Arasındaki İlişki, Kara Harp Okulu Bilim Dergisi, Aralık 2016, Cilt 26, Sayı 2, 101-126.

http://www.millisavunma.com/news/baykar-4-5-ton-agirliginda-yeni-bir-iha-gelistiriyor/#:~:text=40%20bin%20feet’e%20yani,saatte%20850%20kilometre%20h%C4%B1za%20%C3%A7%C4%B1kabilecek.&text=T%C3%BCrk%20Silahl%C4%B1%20Kuvvetleri’nin%2C%20Jandarma,i%20S%C4%B0HA%20yani%20silahl%C4%B1%20%C4%B0HA.

[1] http://www.kho.edu.tr/akademik/enstitu/Alp_SAVBEN_dergi/172/2.pdf

[2] Tarihsel Süreçte Savunma Planlaması Yaklaşımları ile Savunma Tedarik Sistemleri Arasındaki İlişki, Kara Harp Okulu Bilim Dergisi, Aralık 2016, Cilt 26, Sayı 2, 101-126.

[3] Tarihsel Süreçte Savunma Planlaması Yaklaşımları ile Savunma Tedarik Sistemleri Arasındaki İlişki, Kara Harp Okulu Bilim Dergisi, Aralık 2016, Cilt 26, Sayı 2, 101-126.

Gelecek Mavi Vatan!

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.